Loading...
Öyle bir dünya düşleyin ki, üzerinde yaşayan herkes, insanlığın sahip olduğu tüm bilgiyi paylaşabilsin .

***

...bir fırtına çıkaramadıysan yaşamından bir kişiye bile ulaşamamışsın demektir... .

Çarşamba, Aralık 17, 2008

Kurşun kalemim kurşunsuz kalırsa!

Aristo ve Eflatun demokrasiyi eleştirmiş... o zamanlar "ayak takımının yönetimi(*)" gibi aşağılayıcı kavramlar da gündeme gelmiş, tartışılmış...
Tarihin ayak izlerinde 'ayak takımı' hep yönetilmiş aslında. Erkler, bütünsel ekonomi ve küreselleşme yoluyla örmüş geleceği. Liberal, komünist, faşist, anarşist, demokrat olduğunu sananlar, ön kimlikleriyle girmiş elbisenin içine.
Demokrasi'nin biçilmiş kaftan olduğu da ezberletilmiş.

Demokrasinin anası Yunanistan'daki son olaylara bakıyorum da, etiketsiz (!) demokrasi'nin insani bakışı, ruhu, vicdanı, erdemliliği öne çıkıyor. Öğretmenler, öğrenciler, çalışanlar, işsizler, borcunu ödeyemeyenler sokaklarda.

Komşumuz Yunanistan'da 15 yaşında bir çocuk polis tarafından öldürülüyor.
Ülkemde kaç çocuk polis tarafından öldürüldü diye soruyorum. Kaza (!) kurşununa gelenlerin sayısı hiç de az değil.
İşte burada kurşun kalemim silgi diye bağırıyor. SİLGİ!..
Demokrasinin 'kalemi'mi kurşunladığı (!) anlar. Nasıl anlatacağım şimdi ben?!
Öyle bir anlatmalıyım ki; Kurşun kalemim yazdıkça bitmeli, açacağımın (kalemtraş) jileti küfleninceye kadar kullanılmalı...
Yoksa kurşun kalemim 'kurşunsuz' kalır yazamam!..

Yunanistan hala karışık...
Eylemler, bombalar, ortalık allak bullak... dünya duyarsız kalmıyor.
Ne garip…
Bizde kaza kurşunu ile ya da bir eylem sırasında polis tarafından öldürülen nice ergenler yatar mezarlarda. Nice analar babalar yanar yanar da 'gık' çıkaramazlar; polis kurşunu söz konusu olunca!…
... Ve ne gariptir ki; bu polislere bazen terfi verilir...


Yunanistan televizyonunda olayları analiz eden siyasi parti temsilcileri, polisin bu kadar kolay silah kullanabilmesini eleştirebiliyor. Gösterilerde polisin aşırı güç kullanmasını yerle bir ediyor.
Yoksa demokrasi bu mu?
Eflatun'un ne der; "devlet adamı filozof olmalıdır'… Yoksa demokrasi 'ayaktakımı' oluverir!..

GENÇLER TELEVİZYONU ELE GEÇİRDİ
Lafı uzatmaya ne gerek var.
Öldürülen çocuk için eylem yapan çocukların, canlı yayında haber sunan spikerin programını ele geçirdikleri anı unutamam. Büyük bir olgunluk, erdemlilik hissettirdiler. 'Demokrasinin' varlığını o zaman gördüm.
Spiker mikrofonu ve yerini çocuklara gönüllü veriyor gibiydi.
YA BİZde böyle bir şey olsa...
Belki 'Ergenekon çocukları' oluverirler…
Ve ülkemin çocukları değilmiş gibi, polisler biber gazlarını sıkarak onları zararsız hale getiriverirler.

Gözlerim doluyor; 12-15-16 yaş grubundaki kara saçlı, kara gözlü çocuklar 'öldürülen çocuğun' hakkını istiyorlar. Hükümeti 'istifa'ya davet ediyorlar.
Şimdi sorarım, bundan sonra Yunanistan'da bir polis kazayla bile olsa bir çocuğu öldürebilir mi?
O silahı eline aldığında 'düşünecektir'...
Bunlar çocuk…
İşte bu kadar.
Çocuklarına, gençlerine sahip çıkanlar, 'demokrasi elbisesi'nin hiç de kaygan olmadığını, ipek gibi sıktıkça avuç içine sığmayacağını bilir...
İşte bu gençlere ve çocuklara dünya sahip çıkıyor. Her yerde eylemler sürüyor.

ÖLDÜREN POLİSE AVUKAT YOK
Yunanistan da avukatlar polisleri savunmayı reddediyor.
Bizde ise polisleri savunan avukatlar var. Bunu bir eliştiri olarak yazmıyorum. İçeriğe dikkat çekiyorum.

POLİS SENDİKASI HUKUK DANIŞMANLIĞI
Atina'da Polis sendikası hukuk danışmanlığı varmış...
Atina Polis Sendikası hukuk danışmanı Vaios Skambardonis, polislere silahı ancak ve ancak insan yaşamı tehlike altında ise kullanmalarının tavsiye edildiğini söylüyor.
Çocuklar bir süre sonra ellerine kalemlerini, silgilerini, cetvellerini alarak sıralarına oturacaklar.
Yürekleri daha korkusuz olacak. Sokaklarda öldürülmeyeceklerini bilecekler.
Atina Üniversitesi Rektörü Christos Kittas*, hükümetin yeterince koruma sağlayamadığı gerekçesiyle istifa etti.
Eyyy hukukçular, eyyy öğretim üyeleri şimdi 'gençler'e verin ülkemi… Onlara güvenin.
Eyyy polisler 'silahsız' eylem yapın!..
Tam zamanı...
(*) net kaynak

0 yorum: