Loading...
Öyle bir dünya düşleyin ki, üzerinde yaşayan herkes, insanlığın sahip olduğu tüm bilgiyi paylaşabilsin .

***

...bir fırtına çıkaramadıysan yaşamından bir kişiye bile ulaşamamışsın demektir... .

Pazar, Aralık 14, 2008

Aç gözlerini “Adalet kadını” Erdal sana bakıyor...




Bu fotoğraf 28 yıl önce bugün çekildi. Fotoğraftaki “çocuğu” tanıdınız mı? Peki bir elinde kılıç diğer elinde terazi olan gözleri bağlı genç kadını bilir misiniz? “


 “Adalet kadınının” gözleri neden bağlıdır hiç merak ettiniz mi? Fotoğraftaki “çocuk” 28 yıl önce bugün Ankara Merkez Cezaevinde infaz edilirken “Adalet kadınının” bağlı olan gözlerinden kanlı gözyaşları aktı mı gerçekten?

İDAMA GİDEN YOL
30 Ocak 1980 günü sağ-sol çatışmasının yoğun bir şekilde yaşandığı sıkıyönetim günlerinde MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir, ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’i öldürür. Bu cinayetten iki gün sonra bir protesto gösterisi yapılır. Göstericiler ile askerler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, fotoğraftaki “çocuk” 24 kişiyle birlikte gözaltına alınır. Bundan sonra tarihin belki de en hızlı yargılama süreci başlar. 19 Mart 1980'de fotoğraftaki “çocuk” idama mahkum edilir. Aldığı ceza 13 Aralık 1980 günü Ankara Merkez Cezaevi'nde infaz edilir. “Çocuk” asılır… “Çocuk” beslenmemek için asılır.

YAŞ ONYEDİ
Fotoğraftaki “çocuk” mahkemede defalarca suçsuz olduğunu söyler. Panikle tek el ateş ettiğini ve kimseyi hedef almadığını belirtir. Silahında beş adet mermi olan “çocuk” yakalandığında silahının şarjöründe dört adet mermi bulunmaktadır. Ölen asker sırtından vurulmuştur. “Çocuk” ise üzerine doğru gelen askerler ile yüz yüze bakmaktadır. Ölen askerin otopsisi sonucu merminin yakın mesafeden sırtına girdiği ve aşağıdan yukarıya doğru bir seyir izlediği rapor edilmişken; “çocuk” ile askerler arasındaki mesafe 15 metredir ve “çocuk” askerlerden 3.5 metre yukarıda bir bölgede bulunmaktadır. Askerin sırtından çıkartılan mermi ve “çocuğun” silahındaki mermiler karşılaştırılmaz. Mermi çekirdekleri birileri tarafından yok edilir. 17 yaşında olan “çocuğun” bir an önce asılması için adli tıp raporu ile yaşı büyütülür. “Çocuğun” İdam kararını iki kez bozan emekli Hakim Albay Ahmet Turan dahi bu idam kararına, infazdan yıllar sonra ciddi eleştiriler getirmiştir.

SON BAKIŞ
Yakası kürklü paltosu ile soğuk ve izbe koğuş kapısından hayata son bakışını atan “çocuğu” o dönem foto-muhabiri olarak görev yapan Savaş Ay ölümsüzleştirdi. Objektife yansıyan bu inançlı ve masum bakış, önce gözlere hitab etti acı ile daha sonra destansı bir ezgi olarak bu toplumun kulaklarına ses verdi. Savaş Ay’ın objektifinden yansıyan bu kare Aysel Gürel ve Onno Tunç tarafından öyle bir harmanlandı ki; “Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler/ Bir yaz güneşi gibi eritir bu terk edişler/ Bir an duruşu gibi, ömrün bitişi gibi/ Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler/ Amman amman yandım amman/ Acı yüzler, kurşun gibi izler/ Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda” sözleri Sezen Aksu’nun o muhteşem yorumu ile “acının şarkısı” olarak hayat buldu.

CEVAPSIZ SORULARIM
Cevabını bulamadığım sorularım vardır. Cevabını bulamayacağımı bile bile hep merak ettiğim sorular... Bir elinde kılıç diğer elinde terazi olan “Adalet kadınının” gözleri neden bağlıdır? 28 yıl önce bugün “Adalet kadınının” bağlı olan gözlerinden kanlı yaş akmış mıdır? Netekim “darbeciler” mutlu mudur? Fotoğraftaki “çocuk”... Erdal Eren... hatırladınız mı?

*Çağdaş Gazeteciler Dergisi'nden

0 yorum: