38 yıl önceki sıkıyönetim coğrafyası bugün ölüm kokuyor
Hatırlayanlar ve siyasal tarihimizi takip edenler bilirler; 13 Haziran 1970'da sendika, toplu sözleşme ve grev hakkı yaslarında değişiklikler yapılması için meclise bir tasarı sunuldu. Tasarı işçilerin istedikleri sendikaya serbestçe üye olmalarını ve beğenmedikleri sendikalardan ayrılmalarını güçleştiren toplu sözleşme ve grev haklarını kısıtlayan hükümler içermekteydi. Bu duruma karşı en büyük tepki doğal olarak konunun mağduru işçilerden geldi ve sıkıyönetim ile sonlanan Türkiye’nin ilk işçi hareketi başlamış oldu.
15 HAZİRAN
Gösteri ve yürüyüşler İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir’de başladı. Olaylara çeşitli işyerlerinden yaklaşık 70 bin işçi katıldı. İki gün süren 15-16 Haziran işçi direnişinin ilk günündeki en sert an İstanbul’da Ankara Asfaltı’nda meydana geldi. Kartal kavşağında işçilerin karşısına bir tabur asker ile üç tank çıktı. İşçiler asker barikatını aşıp Başbakan Süleyman Demirel’in kardeşi Hacı Ali Demirel’in Soğanlı’da bulunan fabrikası Haymak Döküm’ü tahrip etti. Birinci gün, güvenlik güçleri tarafından işçilere sert müdahalelerde bulunulmadı. 15 haziran 1970 günü işçi direnişini yönetmek üzere kurulan “Anayasal Direniş Komiteleri” gün içerisinde 10 bini aşkın telgraf çekti. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Grup Başkanları, Güvenlik Kurulu, Çalışma Bakanı ve Tabii Senatörlere “27 Mayıs Anayasası’nın temel esprisi olan direnme hakkımızı tasarılar meclislerden geri alınıncaya kadar kullanmaya kararlıyız. Sizi uyarmayı ulusal bir ödev sayarız.” mesajı gönderildi.
16 HAZİRAN
İkinci günün bilânçosuna bakıldığında karanlık eller ve derin güçler tarafından birinci günün gecesinde düğmeye basıldığı açık açık anlaşılıyordu. 16 Haziran’daki eylemlere 168 işyerinden 150 binden fazla işçi katıldı. Eylemlerin ikinci gününde polisle işçilerin çatışmaları sonucunda 5 kişi hayatını kaybederken, 85’i ağır olmak üzere 200’e yakın kişi de yaralandı. Gününün sonunda işçiler eylemlerini 17 Haziran’da devam ettirmek üzere anlaşmış ancak bu anlaşma İstanbul ve Kocaeli’ de sıkıyönetim ilan edilmesi ile hayata geçirilememişti.
38 YIL SONRA
38 yıl boyunca toplumun tüm katmanlarında olduğu gibi işçi sınıfı üzerinde de önemli değişiklikler meydana geldi. Aradan geçen süreç dayanışma ve hak arama mücadelesini erozyona uğrattığı gibi çalışma hayatını da olumsuz etkilemiştir. 38 yıl önce işçi sınıfının ilk eyleminin başlangıç noktalarından biri olan Kocaeli-İstanbul arasında bugün tersane işçileri bir bir ölüyor. Yetkililer ise hatanın tamamen tersane işçilerinde olduğunu belirterek daha dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor. 1985 yılında tutulmaya başlanan kayıtlara göre; tersanelerde bugüne kadar ölen 98 işçinin 47 'si yüksekten düşme, 12 si patlama sonucu denize düşüp boğularak, 21'i meydana gelen patlamada yanarak, 18 işçiyse elektrik çarpması sonucu hayatını kaybetti.
SES YOK
38 yıl önce işçiler sosyal haklarını kaybetmemek için birleşti. Önemli bir dayanışma ortaya koyarak direndi ve siyasal tarihe damgasını vurdu. O dönem sıkıyönetim ilan edilen coğrafya bugün haddinden fazla ölüm kokuyor ve ne yazık ki buna hiç kimse ses çıkartmıyor. Bugün o sıkıyönetim coğrafyasında işçiler direnerek değil çalışarak ölüyor...
*Çağdaş Gazeteciler Dergisi'nden alındı..
S!
4 gün önce
0 yorum:
Yorum Gönder