Vicdan kayır
Nereden nereye gidiyoruz..
Osmanlı geninin haritasını incelerseniz, en önemli karakterinin çok renklilik olduğunu görürsünüz.
Bakmayın 2008 yılı yazıyor takvimler.
Kürtlerle iç içe yaşayan bir halk olarak, şimdilerde Kürtlerin evlerine baskılar artıyor. Kürtlerin dükkânlarının camını indirten Ayvalık belediyesinin, Kürt olduklarını bile belki de o anda hiç anımsamayan Kürt kökenli esnafın dükkânlarının önüne taşları yığması ve taşlarla saldırılara teşvik etmesi.
Beni ürkütmüştü. Yalan haber olmasını isterdim. Neler oluyor bize ?!
Kürt olarak İstanbul’da ev aramaya kalksam acaba başıma neler gelir?
Zira kuzenlerim öyle büyük bir miras kavgasına düştüler ki, bir kuzen-dayım diyor ki, “Evimi Kürtlere vereceğim ‘ , böylece üç katlı dairenin ortasında yaşayan bir Kürt ailesinin, kardeşlerinin başına bela olacağını söylüyor. Bunu söylerken, Kürt halkına bir düşmanlık falan değildir mesajı.. Türkçülük kafatasçılığı ile beyinlerin yıkandığı onca yılların çıkardığı cümleler halkım insanın dillerindedir!..Öfkelerinde çıkıverir.
Pazara gidiyorum, yanımda ki komşum “Kara olanlar Kürt, onlardan asla alışıveriş etmem, etme “diyor. Ben sebzenin kalitesine fiyatı bakarken, insanlar etnik kökenlere takılı kalmış vah ki vah..
**
En son İstanbul’da yaşadıklarım da tuzu biberi oldu..
Kızım Deniz’in, İstanbul Üniversitesi’ni kazanması ile İstanbul’da da bir evimiz var ya.
İstanbul’u tanımaya çalışıyorum. Her türlü etnik kökenli, travesti, cübbeli, şalvarlı, dekoltelilerin kenti. Metropol şehri..
TAKSİCİLER VE KARA ADAMLAR !..
Ne gariptir, bir zencinin soykırımının filmini seyrederken, gözyaşlarımızı tutamayız, beyaz adamların dövdüğü, dükkânlarını taşladığı zenciler karşısında duyarlı yüreklerimiz gözyaşlarımızı akıtıverir.
Ancak aynı durum bizim başımıza geldiğinde ise başımız belaya giriverir.
Hani diyorum bir gün Kürt olmak var .
Sadece Kürt olarak İstanbul’da ev kiralama, taksiye binmeyi denemek gerekir. Ya da bir pazarda esnaf olmak..
Nerden nereye gitmemişiz, nerelerde kalmışız, hangi boyutun kara deliğine kime atacağız.
Bu konuya nereden mi geldim; dinleyin hallerimizi..
Güzelyalı’dan Yenikapı’ya yaptığım yolculuğumda sinirlerim ruhumdan fırladı, dış elbisemi de soyuverince olan oldu.
**
Bir bucuk saat gibi sürede oldukça keyifli olarak İDO ile Yeni Kapı’dayım.
Deniz’in Yenikapı ile oturduğu evin mesafesi (çapa) taksi ile 7 bucuk liradır. Taksi kilometreyi 2 liraya açıyor.
Tabi taksiye binmek gibi bir şansınız olursa. Esnaf sıkıntılı, taksiciler ‘iş yok’ diye bağırırken, ufak paralara sırt çevirdiklerinde delirmemek elde değil.
Hele ki, öğrenci iseniz yandınız. Çapa, Fatih gibi yakın semtlerde oturmanın parası yok!
Yeni kapıdaki taksiciler aralarında kürt-türk olarak bölünmüşler.
Ve en acısı da öğrenciler eşyaları ile taksilere alınmıyor. Havaalanı, Bahçelievler gibi uzak mesafeler dışında! Tüm yolcular bittikten sonra gönlü olan bir taksici tarafından bazen fark verilerek, kısa mesafe olan Çapa ve civarına gitme şansını yakalıyorsunuz.
1 bucuk saatte geliyorsunuz, 1 saat taksi bekliyorsunuz; taksiler boş durdukları halde almıyorlar. Bağırtkanlarda “Havaalanı mı, Bahçeşehir mi’ diye bağırıyorlar.
Çapa dediğin an yüzünüze bakmıyorlar.
İşte böylesi bir günde ablam ve ben eşyalarımızla kalıverdik.
RENKLER..
Nasılsa, harflerim sarı renkte olmasa da kumral (konunun derinliğini anlamak adına renk belirtmek zorundayım.) bir şoför bizi arabasına yerleştirdi. Tam hareket edecektik ki, iki çift ‘harbiye’ taksi diye seslenmesi ile KUMRAL şoför ‘ Benim durağımdır. ‘ diyerekten, onları götüreceğini söylemez mi? ‘Ne oluyor?’ Dememize kalmadı, işaret etmesi ile bir taksi durdu. ‘Size taksi ayarladım’ .Taksiye eşyalarımızı taşırken, Taksicinin ‘havaalanı mı’ demesi ile Çapa sözleri ortalığı karıştı . Bizi ‘satan’ kumral taksicinin ‘Niye Çapa dediniz, hayretsiniz’ sözleri. Ve ‘sen götür ben niye götüreceğim’ tartışması… Taksinin kapıları açık halde, diğer yolculara ‘buyurun’ diyen şoför müsvettesine yanıtı yolcular veriyordu.
“Hayır binmeyeceğiz. Yolcuyu nasıl indirirsiniz, yaptığınız çok büyük terbiyesizlik’..
**
Bunun üzerine ortada kalsakta o şoförün arabasına binmiyoruz. O da bize şunu söylüyor, ‘ Şerefsiz Karalar, Kürtlerin taksilerine binin onlar götürür sizi. Öğrencileri de onlar götürüyor’ demez mi?
Her esmer- kara, kürt demek ki? Sarışın kürt yok mu dur? Kürt kimdir?! Bu ülkenin coğrafyasında binlerce yıldır yaşayanlar.. Yaşam yerlerinden göç etmek durumunda kalan insanlarımız..
Sağ olsun kürt etnik kökenli şoförler son yolcular olarak bize sahip çıktılar. . Daha önce nedense onlarda götürmediler ya!.. Taksicilerin bile aralarında kürt ve türk olarak ayrılması ne acıdır.
Kürt taksiciler kumral taksicinin hakaretinde.. Belki Kürt taksicilerde küfrediyordur!
Bilemem.. Burada etnik kökenlere küfür var. İnsan olmak erdemliliktir. Erdemliliğini yitiren toplum olarak geriliyoruz!..İnsansızlaşmak ..
İlk kez yaşamadık bu olayı..
YAA EMLAKÇILAR!..
Denize Eylül ayında ev arıyoruz ya.
Emlakçıların çoğu ‘Kürt çocuklarına, Kürtlere ev vermeyiz’ diyorlar.
Burada ‘kara insan görmezsiniz. Siz gibi sarışınlar oturur’ diyor. Yahu benim saçlarım boya. Kızım esmer, saçları boya. Üstelik etnik kökeninde Araplık, Arnavutluk, yunan muhacırlığı var. Tüm renklerin etnik yapısı kızımda yaşanıyor..Çok incelenirse belki Katolik olma ihtimali bile çıkacak harita genimizde. Ne fark eder?
“Kürtler semtlerimize giremezler” diyen emlakçı gence diyorum ki, “onlar nasıl ev kiralıyorlar? Ne yapsınlar?’
‘Bizim semt dışında tutsunlar. Kürt emlakçılar var onları evsiz bırakmaz’ sözcükleri dökülüyor.
Cevapsızlığım şu hallerimize ağlıyor..…
Yıl 2008…
Türkiye’de Afrika mahalleleri oluşturuluyor.
Beyaz adamlar kara adamlara karşı.
AS-Tıp Tıp Tıp...
1 gün önce
0 yorum:
Yorum Gönder