vk.
Annelerin kucaklarından ateşlerinin söndürülmesi için teslim ettikleri AKILLI hastanede bebeklerin ateşle karşı karşıya kalabilme ihtimalini düşünün… Yaşama umudunun verildiği yoğun bakım bölümü ‘ateş altında’, dumanlar geceyi uyandırıyor…
En modern hastanemiz…En çağdaş .. Böyle bir hastanede gece yangın çıkıyor.
Kiristal hastanenin akılmatiği YOĞUN bakımlık hallerinde.. yoğun bakım ise ACİLLİK..
Akıllı hastanemiz hiç de akıllı değilmiş!... Camları eriyiverdi!..Beyazın kırmızı belgesidir bu faicia..
Devlet Hastanesi’nin yoğum bakımında ‘elektrik kablosundan çıkan yangın’ 8 hastasını öldürdü!.. Yoğun Bakım Servisi’nde duman, elektrikler kesildiği için (jeneratörler devreye girmiyor ) hastalar fenerle tahliye ediliyor..
Hangi çağda yaşıyoruz?
Bir düşünün , yangın algılama sistemi işlevsiz miş? Ey algılama sorunu olan beyinliler, bu trajedik olay uykusuzluğunuz olsun? Bir yoğun bakımda sekiz can ölüyor, tedbirsizlik!..İnşaatın temeline kadar uzanan duyarsızlık…mürekkeplerin yanlış imzalarının izleri kristal binaları yoğun bakıma alıverir işte! Ancak can yakarak!..
Hastane yangını gerçekten çok trajik. Akıllı binaları kullanan akılsız insanlara sözümüz...
Yangın algımama sistemi çalışmamış… Bence hastanenin yoğun bakıma alınması gerekir.
Eğer sorun teknik arıza ise , teknik projenin mühendisi kim? Afedilecek mi? Şantiye sorumlu mühendisi ‘elektrik sisteminindeki’ hatayı nasıl görmedi ? Onay veren sorumlu değil midir? Peki belediye bu hatayı görmeyip nasıl onaydı? Sorumlular bellidir.
TAŞARONLAR!
Bursa Tabipler Odası Başkanı Dr. Bülent Aslanhan’ın tüm sözlerini kırmızıya boyuyorum…
Havalandırmanın diğer birimlerden farklı olması durumunda yoğun bakımın bu kadar etkilenmeyeceğini söylüyor..Hatta diyorum ki , hiç etkilenmemeli… Yangının adresi bir hastane olmamalı değil mi, Dr. Aslanhan?
Gelelim taşaronlara teslim edilen hastane ile ilgili can yakan , sorumlulara tokat atan sözlerine;
“Hastanede tahliye planı olsaydı, bu acı yaşanmazdı. Sağlıkta taşaronlaşma hizmetlerde nitelik kaybına yol açıyor" .
YANGIN TATBİKATI EVİCİLİK Mİ?
Hele ki, Dr. Aslanhan’ın bir ay önce hastanede yapılan yangın tatbikatının başarıyla sahnelendiği! ama gerçek olunca aynı başarı gösterilemediği sözlerine dikkat çekelim.
İlkokul müsamerelerine taş çıkaran ‘yangın tatbikatları’ benim gibi seyircilerini de çok güldürdüğüne emin.. Ama gerçekler böyle değil..
Yangın tatbikatı niye yapılır? Elektriklerin pamuk ipliğine bağlı olduğu böylesi konumdaki tüm hastaneler ve yöneticileri acilliktir!..Tedavi edilmelidir..
Bir kristal gibi sunulan akıllı binalar mercek altına alınmalı.. Zira kristalin kırılınca nice canlar kestiğini, yok ettiğini görmek en büyük bir acıdır..
Bakınız, elektrikten çıkan yangın ile ilgili olarak Elektriğin uzmanları olan EMO başkanı Erdal Aktuğ’un sözlerine… Aktuğ, bu hastanenin 2004 yılındaki yangınına dikkat çekiyor.
- İlk tespitlerde bu plastik kablolarda duman çıkarmayan halojen free aksamlar olmadığı görülmüştür. Şaftın yapılması aşamasında her katta bunların ayırt edilmiş duman geçirmeyen şekilde olması gerekirdi. 2002 yılında çıkarılan yangın yönetmeliğine ve 2007 yılındaki yönetmelik revizyonuna uygun olması gerekirdi. Bölmeler olması gerekirdi. Yapacağımız teknik değerlendirmeden sonra raporu açıklayacağız. Şaftların arasından duman geçmesi ve kablolardan duman çıkması bu tabloyu ortaya çıkarmıştır"
İnsaf!.. Akıllı hastanemiz 2004 yılında da yangın tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Niye ciddiye almıyorsunuz, EMO’nun uyarılarına dikkate almak gerekmez miydi?..
Komediye bakınız ki, bir hastanenin tahliye planı bile yok..Ancak bir yıl önce ‘ yangın tatbikatı ‘ yapılıyor..
Özellikle afetlerde yöneticilerin ezber sözleri olan, ‘Şahıs sorumlu değildir, tekniktir,’ demekle kimi kurtarıyorsunuz, kimi yargılayacaksınız? Teknik sorun deyip bu işin içinden sıyrılamazsınız. Teknik sorumlular yargılanmalı?
Bu bir cinayettir? Ve failleri bellidir…



2009'un ilk günlerindeyiz.






“Adalet kadınının” gözleri neden bağlıdır hiç merak ettiniz mi? Fotoğraftaki “çocuk” 28 yıl önce bugün Ankara Merkez Cezaevinde infaz edilirken “Adalet kadınının” bağlı olan gözlerinden kanlı gözyaşları aktı mı gerçekten?